7. yüzyıla ait bir mescidin kalıntılarına ulaşıldı

7. yüzyıla ait bir mescidin kalıntılarına ulaşıldı

7. yüzyıla ait bir mescidin kalıntılarına ulaşıldı

Hazırlayan: Bilal Patacı

Kudüs İbrani Üniversitesi Arkeoloji, İslam ve Ortadoğu Çalışmaları öğretim üyesi Katia Cytryn-Silverman ve ekibi geçtiğimiz günlerde belki de bilinen en eski cami kalıntısına ulaştıklarını bildirdiler. Taberiye Gölü'nün güneyinde bulunan bu yapının Hz. Muhammed'in (s) vefatından hemen hemen bir nesil sonrasına ait olduğu düşünülüyor. Al Juma Mosque (Cuma Mescidi) olarak adlandırılan yapının İslam tarihi kaynaklarında şehrin fatihi Şurahbil bin Hasene'nin inşa ettirdiği cami olup olmadığı kesin değilse de İslam camilerinin ilk örneklerinden biri olduğuna hatta kalıntıları bulunan en eski cami olduğuna kesin gözle bakılıyor. Çünkü bugüne kadar MS 703'e tarihlendirilen Irak'ın Vasıt şehrinde bulunan bir caminin en eski cami olduğu biliniyordu. Oysa arkeologlar, Tiberya şehrinin kuzeyinde yapılan kazı çalışmalarında bulunan kalıntıların 7. yüzyıl dolaylarına (takriben MS 670) ait olduğunu düşünüyorlar.

Yeşilliklerin arasında camiye ait taşlar görülüyor.

Geçtiğimiz günlerde bir video konferans esnasında 11 yıllık kazı çalışmalarının sonucunda bu yeni haberi paylaşan Silverman, cami ve etrafındaki kalıntıların erken İslam mimarisinin bir örneği sunmakla kalmadığını, aynı zamanda İslam hoşgörüsünü yansıtan bir sosyal yapının varlığına işaret ettiğini belirtiyor.

Dr. Katia Cytryn-Silverman kazı alanında.

Adını İmparator Tiberias'tan alan şehir miladi ilk beş yüzyıl boyunca ilmi ve sosyal açıdan Yahudiliğin merkezlerinden biriydi. İslam fetihleriyle Müslümanların yönetimine girdiğinde Tiberya şehri Bizanslı Hıristiyanların elindeydi. Daha önce yapılan kazılar esnasında Taberiye gölüne bakan bir amfi-tiyatro ve kilise bulunmuştu. Ancak şehrin İslami dokusuna ait arkeolojik materyallerin varlığı pek bilinmiyordu. Bu açıdan Silverman ve ekibinin kazı çalışmaları şehrin İslam hakimiyetindeki tarihini gün yüzüne çıkarmak açısından önemli önemli bir role sahip görünüyor.

İlk kez 1950'lerde keşfedilen yapının sonradan cami olarak kullanılan bir Bizans çarşısı olduğu düşünülmüştü. Bu kanaat arkeologları caminin daha geç bir döneme (8. yüzyıl) ait olduğu sonucuna sevk etmişti. Ancak Silvermen'ın çalışması genel kabul gören bu kanaati tadil etmiş oldu. Çünkü daha derin katmanda şehrin İslam hakimiyetinde olduğunu gösteren ve MS 660-680 dolaylarına tarihlenen madeni para ve keramik malzemeleri bulundu. Yine yapının sütunlu kat planı, kıblesi ve boyutlarıyla çağdaşı olduğu diğer camilerle benzer olduğu ortaya çıktı. Bu nedenlerden ötürü yapının bir cami olarak tasarlandığını düşünmek daha makul görünüyor.

Kazı alanının uzaktan bir görüntüsü.

Şehrin İslam hakimiyetine girmesiyle birlikte neler yaşandığına ilişkin kanaatler de bu keşif ile birlikte değişmeye başlamış görünüyor. Baş arkeolog Gideon Avni daha öncesinde İslam fethiyle birlikte şehrin tahrip olduğu düşüncesinin baskın olduğunu aktarıyor. Ancak Silverman, caminin silüete hakim olan kilise ve sinagoglarla yan yana durduğunu kaydediyor. Hz. Ömer döneminde (MS 635) fethedilen Tiberya'da Müslümanlar, Yahudiler ve Hıristiyanlarla birlikte Samirîler de yaşamaktaydı. Silverman, caminin ilk halinin oldukça mütevazı bir görünüme sahip olduğunu ifade ediyor ve 8. yüzyıla dek şehirde caminin değil kilisenin anıtsal bir görkeme sahip olduğunu belirtiyor. Müslümanların şehirdeki varlıklarını şehrin mimari dokusuna yansıtmada ecele etmediğini ve başka dinden insanların mabetlerine dokunmadığını söyleyen Silverman'a göre bu durum, halkın çoğu gayrimüslim olan şehri yöneten Müslüman idarecilerin hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü ne kadar önemsediklerini gösteriyor. Maalesef bu kültürün Yahudi yerleşimcilerin çoğunlukta olduğu şehrin bugünkü yapısında cari olduğunu söylemek imkansız. Çünkü İsrail'in Filistin topraklarını gasp etmesiyle birlikte şehirdeki Müslüman nüfusun göçe zorlandığı ve tarihi pek çok caminin de kapandığı biliniyor.

Tiberya'daki kazılar henüz tamamlanmış değil. Pandemi nedeniyle ara verilen kazı çalışmalarının şubat ayında yeniden başlaması planlanıyor. Kazı faaliyetlerinin ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkacak yeni buluntuların şehrin İslam hakimiyetindeki durumu hakkında daha fazla bilgi vereceğini öngörebiliriz.

Haberin kaynağı: Ilan ben Zion, AP.

Paylaş: